Son kelimesini hiç sevmezdin, bana da yasaklamıştın
Sonbaharda bile hep ilkbaharları düşündük
Son nöbette değilim, sonsuz nöbetteyim şimdi
Korkunç Kafdağı’nı yıktın da geldin bir tanem,
İrili ufaklı bütün okyanuslar vız geldi sana
El ele, göz göze bir günümüzde sayısız yıldızların altında
İsimsiz bir seher vaktinde umutlarımızı bölüştük
Son nöbette değilim, sonsuz nöbetteyim şimdi
Hem Mecnun’a, hem Leylâ’ya söz verdik biz
Kerem’e Aslı’yı, Arzu’ya Kamber’i denk gördük biz
Şirin için Ferhat’a aşılmaz dağları deldirttik biz
Son nöbette değilim, sonsuz nöbetteyim şimdi
Yağmur olup yağdık, ilkbahar çiçekleri gibi açtık
El ele göz göze bir günümüzde palmiyelerin altında
Yakamozların pul pul ufka uzandığı bir ikindi vaktinde
Şiirden şiire geçtik kalenin burcunda
Son nöbette değilim, sonsuz nöbetteyim şimdi
Dolunay ne kadar parlak bu akşam, ışığını gözlerinden almış
Delişmen rüzgâr alnımızda, yanaklarımızda geziniyor
Gözlerimizde sevdalı günlerimize dair sayısız resimler ayaklanmış
O muhteşem günler yakamızı bırakmıyor
Son nöbette değiliz, sonsuz nöbetteyiz şimdi
Rüyâdan gerçeğe uzandığımız anlardayız yeniden
Renklerini gökkuşağından almış şiirlerimiz dillerde
Deniz sevdiğimiz soylu mavisini giyinmiş yine
Umutlarımızın kanatlandığı son noktaya kadar uzanıyor
Son nöbette değiliz, sonsuz nöbetteyiz şimdi
29 Ağustos 2007
Oyhan Hasan Bıldırki

Oyhan Hasan Bıldırki tarafından yazıldı